Monday, February 13, 2012

Goa'da mahsur kalmak 2


Bu yolculuğa çıkmadan önceki en büyük korkularımdan biri Hindistan’da hasneteye gitmek zorunda kalmaktı, o da oldu. Ayağım daha iyi olmasına rağmen şişliğin inmemesi üzerine yolculuk planlarıma devam edebilmek için doktora gözükmeye karar verdim. Sabah taksiye atlayıp Lonely Planet’ta adı geçen bir hastaneye gittim. Beklediğimden daha iyi ve temizdi. Kalabalık da yoktu. Tabii benim temiz anlayışım çok değişti şu bir haftada. Genel olarak yerler hep kirli. Nedense şöyle sabunla güzel bir yıkamıyorlar. Süpürüyorlar üstün kötü tamam. Otellerde de bunu fark ediyorum. Neyse bir kadın baktı, röntgene yolladı. 1 saat falan 1 kişiyi bekledim. Biraz eski tekniklerle yapıyorlar bu işi. Ve çok emin olmamakla beraber sanırım röntgen odasının içinden geçerek personel tuvaletine gidiyorsunuz. Öyle acayip kokuların olduğu bir oda. Bu tuvalet mevzuu zaten başlı başına bir kompozisyon konusu. Bu konuda çok şey duymuşunuzdur da yeri gelmişken birkaç şey söyleyeyim. Temizliklerini su ve sol ellerini kullanarak yaptıkları için tuvalet kağıdı bulamıyorsunuz hiçbir yerde. Devamlı rulomla dolanıyorum. Bir de alaturka tuvaletlerin daha az gelişmiş versiyonu, yani yerde bir delik olanlar daha iyi de, turistlerin olduğu yerlerde alafranga tuvaletler koyup pisliğe pislik katıyorlar kullanmayı pek beceremedikleri için. Erkeklerin işi çok çok kolay. Yolda giderken solda sağda devamlı su döken adamlar görüyorsunuz. Öyle gizli saklı da değil, fıskiye gibi yapıyolar maşallah. Neyse hastaneye dönelim...
Röntgen çeken adam ayağımı bir sağa bir sola çevirdi acımasızca. Sonra doktora yolladılar. Temizliğinden şüphe ettiğim bir yatağa yatırdılar. Çok sevimli bir doktor amca geldi sonra, bağlardan biri zedelenmiş sanırım. İlaç verdi, sardı, “çok yürüme, buz koy” dedi, saldı.  Ben de rahatladım.   Artık Haydarabad’a doğru yollanmaya çalışacağım. Köyün maskotu oldum resmen. Herkes benim bileğim konusundaki gelişmeleri takip ediyor. Evet pek işleri güçleri yok. Neyse eğlendirdi bu durum beni. Hindistan’ı her şeyiyle yaşıyorum...

3 comments:

  1. ay ay, benim de başıma gürcistan ve pakistan'da gelmişti böyle hastane maceraları. uzak dursun. geçmiş olsun. :)

    ReplyDelete
  2. çok geçmiş olsun Duygu'cum bir an önce iyileşirsin umarım

    ReplyDelete
  3. Çok çok geçmiş olsun!! Bir solukta okudum buraya kadarını Duygu. Hep gülümset bizi, ilk ve son ağrılı hatıran olur umarım...

    Gönenç

    ReplyDelete